Hidir ile Ilyas

11/05/2010 § 2 Comments

Kas yaparken goz cikariyorsan, varsin sana da gozunun ustunde kasin var demeyiversinler, degil mi?

Bir Hidirellez daha, binbir incik ve cincigiyla geride kaldi. Bir kez daha goruldu – ve belki bu kez anlasildi ki – dilek dilemek zor zanaat. Peceteye kebapcinin tukenmez kalemiyle ciziktirip, adak agacinin en ecis bucus dalina ilistirdigin bir kagittan soz ediyorsak; zaten gecmis olsun. Seni ne Hidir kurtarabilir ne de Ilyas. Neyse ki, bu yil Ahirkapi semalarinda kofte-cigborek-hosmerim tezgahlari arasinda zurnacilar esliginde yurumeye  calisan ‘senlikbaz’ ahalinin hic olmazsa bir uyesi bu bilgiye vakif oldu da, kendini ileriki yillarda tas atip elini yormaktan kurtardi.  O zaman bu da Hidir’la Ilyas’a ondan armagan olsun, daha ne?

Hayir, dilek dilemekle ilgili bir al-ver meselem bulunmuyor. Lakin hic maruzatim yok desem de, bana inanmayin. Tersine, ugruna yillardir her turlu agacin dalindan gul fidaninin kokune kadar doganin bogrunu dagladigimiz  bu kurumun toplumda halen yeterince saygin bir mertebeye ulasamamis olmasi beni ziyadesiyle uzmekte. Asmayi, gommeyi biliyoruz da, dilemeyi bilmiyoruz arkadas! Halbuki ne dedik, dilek dilemek zor zanaattir. Nasil derler… ayri bir oz-farkindalik gerektirir. Ve tam da bu nedenle, bunu aslinda kimse demez. Aksine dort bir taraf, hayatta hakikaten ne istediginin ayrdinda olmayan, lakin satir satir dilek fermani doseyip Ahirkapi’da agac dalina baglamaya gelen insanlarla doludur. Ustune iki gobek atip, kofte kokarak evlerine donduklerinde, beyhude omrun bir senesini daha hayirlara vesile eylemis olduklarina inanirlar. Ne de olsa inanmak basarmanin bir yarisi; Hidir’la Ilyas’in kavusmalarini davul zurna esliginde kutlayip agac dalina ‘hayirli bir kismet’ ‘bol kazancli is’ ‘oss’de baraji gecmek’ yazmak da diger yarisidir.

Ote yandan, serdeki ayran gonulluluge toz konduramayan, ve her sene bu zaman Hidir ile Ilyas’in carpmak istedigi umut dusmani kilikli vatandaslar da yok degildir elbet. Ve bunlar da hatir gonul hatrina bir Mayis aksamin korunde Sultanahmet’ten Ahrkapi’ya akan kalabaliga karismis, ve\ya gecenin bir yarisi Cankurtaran’dan Gulhane’ye tirmanip  nefessiz kalmislarsa, bu bir takim gaflet ve delalet anlarinin eseridir, baska da bir sey olamaz!

Advertisements

Where Am I?

You are currently viewing the archives for May, 2010 at Muhtelif Hikayeler.