Avuç içi kadar mutluluk yeter

01/01/2012 § Leave a comment

5 ayi askin suredir dokunmadigim bir ‘gunlugum’ var. “Hani dijitallesmistik, hani ona artik ‘blog’ diyebilir, ve gunluk sozcugunun icsel olarak getirdigi o sevk kirici yukumluluklerden birkac tikla arinabilirdik’ mi diyorsunuz? “Hem bu hala bir ‘gunluk’ olsaydi’, cok buyuk olasilikla sizin de ‘yeni-yil-yeni-umutlar-yeni-kararlar‘ temali kollektif histeriye endeksli olarak cebellestiginiz bu ic hesaplasmanin orta yerinde bizim de ne isimiz vardi” seklinde mi yaklasacaksiniz? Dogru. 5 aydir dokunmadigim bir blogum var; ve daha dun bile 12 ziyaretcisi olmus. Su bir gercek ki, bir zamanlar dokundugunuz suyun da sabunun da sizin her an basinizdan asagi bosalma ya da ayagizin altina kayma ihtimali baki su hayatta.

Koca bir yili sudan bu kadar uzak gecirmissem, ertafi cok kirletmis olmam icap ediyor, degil mi? Hersey cok garip. Hayat kontrol edilemez bir hizla degisir gibi gorunurken aslinda tamamen ayni kaliyor. Ben 15 yil once kagit kalemle onlarca sayfada, 2 yil once klavyede 3-5 paragrafta yaptigim seyi bugun avuc icini doldurmayan bir cihazin, olmayan harflerine gunde birkac sefer 140 kez dokunarak yapiyorum. Ayni seyi yapiyorum. Artik yapmadigim, yapamadigimi sanidigim icin kendime kizdigim sey baska baska yollardan kendine cikis yolu bulmus oluyor. Pismanlik, gereksiz. Eger bugun yapamadiklariniz, ihmal ettikleriniz, icinizde kalmaya mahkum ettikleriniz adina otutup uzuluyorsaniz, vazgecin. Hic bir seyin gercekten icinize hapsolma ihtimali yok. Zehirlenmediniz, ve hala yasiyorsunuz. Icinizdeki, cikis yolunu buluyor. Yasamaya devam.

Where Am I?

You are currently viewing the archives for January, 2012 at Muhtelif Hikayeler.