Sonunda wordpress’e de karlar düşer

07/12/2010 § Leave a comment

Her ne kadar geride biraktigimiz 2010 Kasim’i kar habercisi olmak bir yana, neredeyse gunes banyosu havasi kivamini surdurmus olsa da Aralik’tan – ulkece – daha sanina yakisir bir performans bekliyoruz. Yagmurla ruzgarin ebedi dusmani, kani damarlarina sayiyla verilmis, demirden yana bahtsiz, baharda kazakla gezip, ortalama 15 derecede usutmeyi basaran bendeniz bile sogumayan havalari yadirgamaya basladi… Belki snow-mode-on deyip blogda kar yagidirisak, 2010-11 kisina da gecikmeli starti veririz diye dusundum…  eee, baslasin ki BITSIN di mi 🙂

Advertisements

Havali Balik

29/04/2010 § Leave a comment

Bu sehirde ‘havali balik’ muessesesine isi dusup,  burayi kacirmissaniz, o yillara yazik olmus.

Duvarkağıdı’ndan Istanbul’a

18/01/2010 § Leave a comment

Wallpaper Magazine de İstanbul’a bir pencere açmış. City short: Istanbul; şık, stilize, dingin bir “şehir hissi videosu”. Masaüstü işi standartlarında kuşkusuz bir başarı örneği. Hipnotik meraklandırma seviyesinde, genel geçer göz ve kulağı tatmin ettiği muhakkak. Görsel ve işitesel tüm hibridliğiyle 2010 kültür başkentimize selam mı çakıyor diye sormak isterseniz buyrun, tutmayayım. Lakin, tam bu hallerine bazı maruzatlarım vardı, giyinip süslenmiş karşıma geçmişken fırsatını kaçırmıyorum:

Doğu ile batı arasında, AMA ikisi de değil… Bir Avrupa şehri kadar kültür beşiği VE bir doğu şehri kadar ilham verici…  Eskiyle yeni arasında, kötüyle iyi arasında… AMA aslında hepsi. VE hiç biri değil… Fakir AMA zengin. Güzel VE çirkin. Huzurlu VE kaotik.  Köklü AMA iğreti.

Bütün VE‘leri bütün AMA‘lar ile değiştirebiliyorsak; hepsi birden olmanın anlamı var mı? Hiç biri olmamanın zararı var mı? Hibrid olmayı kozmopolit olmayı “rate edelim” ama overrate mi edelim? Onun yerine tek bir anda, tek bir şey olsak. Bağlaçsız?

Deklanşör

30/10/2009 § Leave a comment

Evinin penceresi bu manzaraya açılan arkadaşım yakında bu şehirden; bu denizden, bu saraydan, bu camiden, bu gemiden, bu müzeden ayrılıyor.

İnsan icadı kameranın deklanşörü bir anı böyle dondurabiliyorsa eğer, merak ettiğim şu: İnsan aklının deklanşörü, anının ne kadarını dondurabilir?

Ne kadarını, Merve bize anlatacak…

Where Am I?

You are currently browsing the istanbul category at Muhtelif Hikayeler.