‘Stilini goster!’ mi diyorsun? Buyur.

08/07/2010 § 1 Comment

Onu arkasi sagi solu ‘HAYDI DURMA GOSTER DUNYAYA NASIL MUTHIS TARZ SAHIBI, COOL BIR  KISILIK OLDUGUNU!!!’ kampanyalariyla mi doldu?

Dunku facebook listenizde, sizi 3-A sinifinin karatahtasi onunde cekilmis scan magduru bir takim fotograflarda inatla tag’leyen ilkokul arkadaslariniz, bugun yerini gordugu yerde elinizi kolunuzu bacaginizi ‘haydi bize de yaris’ diye cekistiren marka arkadaslariniza mi birakti? Icinizde yoksa, hatta buyuk olasilikla kameraya bakmayi da beceremiyorsaniz dahi koskoca bir sosyal medya ahalisinin gazini almak suretiyle kendinizi bir lookbook.nu modeli olarak bulmak mi uzeresiniz?  Elinizi, ayna karsisinda cep telefonu kamersina giderken mi yakaladiniz? O halde boyle buyrun. Cevap anahtari ayaginiza kadar geldi!!!

Asagida goreceginiz Sekil A-5’i eksiksiz uyguladiginizda (DIKKAT! Yuzdeki ifade – bakisin acisi – setting – durus ve elbette ayaklar; fibonacci serisinin mukemmeliyetine yakin bir altin uyum icerisindedir, tereddutsuz kopyalayiniz);  tum yarismalarin kapilarinin size acik olduguna emin olabilirsiniz. Yani her kampanyada ilk 5’teki yeriniz garanti. Ondan sonra gelsin hediye cekleri, bedava alisveris, hatta reklam starligi!  Ve tabii Warhol’un kemiklerini 15 dakikaligina sizlatmanin dayanilmaz hafifligi, bonus olarak.

Bir Rapunzel var mı Bob’unuzdan içeri?

10/02/2010 § Leave a comment

Şu başına ne çoraplar örülmedi ki kız kısmının, boylu boyunca örgü şimdi çok olsun?

Önce perma maşalarının kızgın tellerine teslim edildi saçlar. Yemeğin salçasının, kadının kalçasının eksik olmaması gereken denklemde üç numaralı sabitinin bizzat “saçın perması” olduğu bazı yıllar geçirdik, 80’ler içerisinde. Annelerimizin Stüdyo Bilmemnere’nin objektifine bakarak, üzerinde bir takım kuğu ve ördeklerin süzüldüğü göl kıyısı temalı fonun önünde sanki 3 yaşındaki bizi değil elektrik kaçıran bir gece lambasını tutuyor gibi poz verdiği yıllar da yine 80’lerin ilk çeyreğine tekabül etti.

Permanın çarptığı saç, yaşadığı travmalara doymayarak bir de röfle darbesine maruz kaldı çok geçmeden. Saç rengi çoğunlukta kumralın bile yanından geçmeyen bir kahverengi civarlarında gezen Türk kadını, en pişmemişinden küllü sarı tonlarına “başımın üzerinde yerin var” dedi tereddüt bile etmeyerek.  Röfleyle ahenklenip permayla dalgalanan  saçları zaptetmek için imdada bir de kelebek tokalar yetişince, vatka, penye tayt ve lame’den sonraki en klişe 80’ler resmi belleklerdeki yerini almış oldu.

Yeşilçamın sayısız eserine konu olacak kadar tabana yayılamasa da yine zaman içinde, her kuaförün yeri olan olmayan her alna en az bir kez konduruverdiği kakül, daha ziyade çoluk çocuk başlarına musallat olan bir salgın tadında yaşadığımız küt saçın dibinden uzanan (kıl)kuyruk şeklinde belalara da bulaşmadık değil.  Tabii bu noktada, yüzünde ikamet eden bilimum kara tüye bakmadan, belki hayatında tek kez “modaya değil kafama göre takılırım” dercesine  en gözden düştüğü zamanlarda bile asla bıkıp usanmadan sarışın olma çabası içinde yıpranan, dökülen hatta paralanıp yanan ülke sınırları dahilindeki milyonlarca tel saçı saymıyorum bile.

Daha dün Katie’lerin, Victoria’ların açtığı yolda gösterdiği hedefe hiç durmadan ilerleyerek önü uzun arkası kısa, sağı olup solu olmayan saçlar mı edindiniz kendinize? Görünen o ki, yarın ya da öbür gün de birer takma örgü edinecekiniz. Tamam, bir Rapunzel var belki Bob’unuzdan içeri; fakat kabul edelim, doğal yollarla dışarı çıkmasına da daha çooook var.

Bütün kızlar toplandık

02/02/2010 § Leave a comment

ve bu sezon annemizin karnından puantiyeli çoraplar içinde doğduğumuza kanaat getirdik.

Tek bir hakkım olsa…

22/01/2010 § Leave a comment

Hayatımın geri kalanı için;

Alışveriş için, Sadece bakmak için, Abuk subuk şeylere para yatırmak için, Göz arsızlığı etmek için, Cüzdan şımarıklığı yapmak için,  Sıkıldıkça gülmek için, Kovulana kadar kalmak için

Burada dururdum.

Lazy Oaf Shop Kingly Court Carnaby Street London W1B 5PW

Lookbook.nu hakkında maruzatım var!

27/08/2009 § 1 Comment

Lookbook.nu özelinde olup bununla sınırlı kalmayan; son dönemde yüksele yüksele tavanı delmiş, ucundan kıyısından merak salmayanı dövdükleri, “red carpet yakından izlenecek; sokak modasının nabzı tutulacak; bütün fashion blogları okunacak; Vogue, Elle US/UK/AU kapakları ayın 28’i olmadan görülecek; hangi fast fashion markası yine hangi high street parçasını çaktı bilinecek” dedirten moda bağımlığının beni bağladığı bazı hususlar:

Başlamadan: Şalvar pantolonlar, kıvrık paçalar ve kollar, neon renkler, tayt, gladyatör sandalet, burnu açık bootie, dev tavşan kulağı saç tacı, boğazlı sneaker, beyaz Ray Ban Wayfarer, ultra kısa şort, blazer altına yüksek bel şort ve içine sokulan bol t-shirt ikilisi… kör gözün parmağı yapmamak adına konu edilmiyor…

İstatistik severim. Data çoğu zaman ele gelir bir şey ifade etmemekle beraber, beklenmedik anlarda şaşırtır, ve bazı konularda öyle “pattern”lar çıkar ki aslında fark etmemek için rakam sevmemek değil, kör filan olmak gerekir.

Birkaç örnek:

Neo-hippi saç bandı. Buna hippi-chic görünmek takıntısı da diyorum ben. Aslında son derece yapılı olan ama dağınık görünümlü, mümkünse yandan perçemli saça takılıyor, tabii öylesine takılmış havasında. Bu saç bandı örgü formunda olup saç rengine de yakınsa, daha makbul.

Kameraya değil önüne bakma sorunsalı. Kızlar herhalde daha romantik, erkekler de daha cool olduğunu sanıyor. Fotoların yarıdan çoğu ayağına bakan, ortalama 45 derece eğik başlı amatör pozculardan oluşmakta… (maksat istatistiki olmak).

Çarpık bacak karizması. Yıllar yılı kardeşim ve ben annemden boşuna yürürken içe bastığımız için fırça yemişiz. Dik durmadığımız için işittiklerimizi de hesaba katarsak, ailemizde genetik olarak erken öten horoz sorunsalı varmış meğer! Bakınız birbirine dönük bacaklar ve her an dolanacak gibi görünen çarpık ayaklar cool duruşun bir numaralı şartı olmuş.

Kimlik bunalımı. Aslen IRC zamanlarına kadar gider bu. Chat nickname’lerinden email hesabı isimlerine, ne zaman kendimizi kısa bir sözcükle ifade etmemiz gerekse, internet cumhuriyeti olarak hep ağır error’lar vermekten kurtulamamışızdır. O isimlerle oraya buraya e-mail atmaya hatta iş başvurusu yapmaya utanmaz iken; kendimizi lookbook’ta kısaca şöyle tanımladığımız için bizi kim suçlayabilir zaten?

Kerstin N., 17 year old nutcracker from gbg
Seraphin .., 8 year old Little Prince from France
Katie-lou S., 20 year old Attention seeker singing dancing acting from Shanktown
Marie-jeanne W., 15 year old furry little kitty from Montréal
Mitch G., 18 year old blogerbitch from Munich
Cherry W., 19 year old lost soul from Dirty Streets o’ London
Jaquelin D., 20 year old chimney sweep from Miami
Oleg P., 24 year old pretender from Moscow
Rhiannon D., 18 year old Bob Dylan from Gold Coast
Chloe A., 16 year old day dreamer from Minnesota
Daisy F., 19 year old Paper cutter from Just there
Allison W., 16 year old soul searcher from DC
Daniel D., 17 year old gutterchild trying to survive the horrors from the ghosttown he calls home

Önceki muhtelif hikayede ne oldu?
Vakit Nakittir

Where Am I?

You are currently browsing the sokak stili category at Muhtelif Hikayeler.