Unsuz fransız ve diğerleri

13/08/2010 § Leave a comment

Bütün hikaye takriben 25 yıl kadar önce, reklam kuşağı girer girmez annemin ağzıma kaşık kaşık doldurduğu muhallebilerle başlamış olmalı. Bugün kendi başıma yapabildiğim tek yenilebilir şey olan -lakin benden fırsat kalmadığı için başkalarının pek de yiyemediği  – tiramisuunun yalandan muhallebisine temel teşkil eden bu yiyecek, kaşık kadarken boğazımdan neden o kadar zor geçiyormuş , anlamak mümkün değil.

Yemelere doyamadığım pek çok şey sayabilecekken, zafiyet geçiren somalili çocuk muamelesi görmem yeni bir şey olmasa da, hala alışmış değilim. “… aa ama ben sevdiğim şeyleri gayet güzel yiyorum ?!?”, “… de işte kırmızı et valla boğazımı bırak dişlerimi geçmiyor”, “… dün yine bir kova Häagen-Dazs yediğim için bugün dondurmayı geçeyim ben en iyisi” gibi sayıklamalarımı duymayan kaldı mı emin değilim. Başka bir konuda bu kadar istikrar sahibi olsam hayatta daha muktedir bir insan olur muydum? Kesin!

Yemek ve yememek mevzusu,  bugüne kadar çekirdek aile ile 1. derece akraba sırınları içinde  “kızım biraz yemek ye”den “yeter kızım biraz yeme” eksenine doğru yeterince muhelif devimimde bulundu.  Başta annem ve annanem olmak üzere sülalemizin kadınlarının o kadar çok kez bu cümleleri aynı anda farklı öznelerle birleştirerek kullanmaları gerekti ki, annesel güdülerininin eskisi kadar fonksiyonel çalıştığına artık şüpheliyim.

En son mideme armağan ettiğim, aşağı yukarı yarım kilo ağırlığındaki güllaç ziyafeti sonrası system error veren bünyem, annem ve anneannemden sonra bu kez yeterince idmanlı olmadığı “peer pressure” ile karşı karşıya. Halbuki ben bu baskının annesel zümreye zimmetli olduğunu sanıyordum?! Allahtan arkadaş baskısı adama etli kış türlüsü yedirmiyor. Sevgili Berk arkadaşımın kıyağı sağolsun, bugün de Cafe Nero’dan unsuz fransız ile şımarıyorum. Okuyanlara selam olsun. Häagen-Dazs, Ben&Jerry’s, Starbucks da aynı derecede makbule geçer.  Mucuk.

Advertisements

Yıl bitti. Yine değişiyoruz. Hop.

29/12/2009 § 1 Comment

Zamanla yarışmaca… Söz konusu liste mümkünse bu yıl bitmeden, değilse de sıradaki yılı çok eskitmeden çıkmalı. ‘Yeni yıl rezolasyonları” diğer türlü koca bir senelik dert yükü peşinatına nasıl topyekün ve sınırsız kredi açabilir ki ? Yıl biterayak bekleme yapıp geciktirmeyin adamı, daha evirip çevirip hizaya sokacağı çok hayat var. Benimkiyle başlasın hele şöyle bir… Hah şöyle… buyurduk dinliyoruz.

1) Daha az şikayet edilecek. Daha az şikayet edilecek şey yaratılacak. Halihazırda elde mevcut şikayete gelir dert stoğu ile idare edilecek. Kaşınan yerler üflenecek. Ya da buz basılıp tuzdan uzak tutulacak. Veya komple kendi haline bırakılacak. Kaşınan, kaşına kaşına susuyor mu, bu kez bir değişiklik yapılarak denenip görülecek.

2) Olumlu olunacak. Olumlu olmanın kara kaşı kara gözü hatrına değil; olumsuz olmanın sonu olmadığı gerçeğini idrak ve kalkındırma kampanyası kapsamında negatif düşünce sinekleri itina ile savılacak.

3) Daha az umursanacak, umursanmak üzere daha az şey elekten geçirilip eteğe alınacak. İpin ucunu kaçırmak illa gerekecekse, kantarın topuzu “kendim ettim kendim buldum”dan yana değil, “vurdum da duymadım” dan yana kaçırılacak. Vurduysak da duyulmayacak, kim vurduya da gidilmeyecek.

4) Şahsi marazlar sıcak suya batırılacak. Yumuşatılacak. Törpülenecek. Kalan sağlar bizim olup, sevilip sarmalanacak. Yumoş moduna geldik mi, aynısı komşu marazlar için de yapılacak. Yumoştan sonra bir de ermiş mertebesine erişip rahatlanacak.

5) “Kontrolsüz güç, güç değildir” sözüne verilen prim bir müddet geri çekilip, kaynak “İçi boş hırs, hırs değildir” sözüne aktarılacak. Uğruna neden kudurduğumuzu bilmediğimiz şeylere en az birer makul sebep bulunacak. Sürekli hayatımızdan itip kakmaya çalıştığımız şeyler için birer anlamlı mazeret belirlenecek. Gurur yapılmayacak, ağlanacak. Gurur duyulmayacak, mutlu olunacak.

Her yazarın bir mutlu yıllar deyişi vardır. Haydi bakalım, mutlu yılllaaaaaar!

Where Am I?

You are currently browsing the Uncategorized category at Muhtelif Hikayeler.